Plastiğe Astar Atılır Mı? Hayal Kırıklığı ve Umut Arasında
Kayseri’nin o sakin sokaklarında, bazen yürürken aniden her şeyin ters gittiğini hissedersin. Gözlerimden bir damla yaş süzüldü mü, hemen silerim, kimse görmesin diye. Duygularım, kelimelere dökülmektense göğsümde biriken taş gibi kalır. Ama bugün bir şeyi yazmak istiyorum. Belki de içimdeki duygularla yüzleşmek için… Bir sorum var: Plastiğe astar atılır mı? Bunu anlamam için, bazen beklemek gerekir, bazen de sadece doğru anı bulmak… Ama işte, hikâye burada başlıyor.
Bir Yerden Başlamak Gerek
Geçen yaz, annemle birlikte evde büyük bir yenilik yapmaya karar vermiştik. “Eski duvarlar bir değişime ihtiyacı var,” demişti annem, gözleri parıldayarak. Ben de, “Biraz da plastiğe astar atarız,” demiştim. Ama plastiğe astar atılır mı? O zaman hiç sorgulamamıştım, annem de hemen başını sallamıştı. “Tabii ki, kızım, niye olmasın?” demişti. Ama sonra bir gariplik vardı; sanki bir şey eksikti. Anlamadım, anlamak istemedim belki de. Her şey düzgün ilerliyordu, ta ki plastik malzemenin üzerine boya atmaya başladığımız o anı görmemiş olsaydım…
O An: Hayal Kırıklığı
Plastik malzeme üzerine astar attığımızda, bir şey fark ettim. Boya hemen tutmadı. Hatta her şeyin üstü kaymış gibi görünmeye başladı. O kadar fazla tekrarladık ki, aynı işlemi, sanki başka bir yol bulmaya çalışıyorduk ama bu yol, içimde bir yerlerde yaralı bir noktayı uyandırdı. Sonra fark ettim, plastiğe astar atmak kolay değildi, belki de doğru bir şey yapmıyorduk.
Anneme bakarken, içimden bir şeyler kopmaya başladı. O hayalini gerçekleştireceğini düşündüğü, güzel duvarların, aslında ne kadar yanlış bir seçimle başladığını fark ettiğimde, kalbimde bir hayal kırıklığı vardı. Sanki o güne kadar biriktirdiğim tüm umutları, o plastik yüzeyin üstünde silinmiş gibi hissediyordum. O kadar uğraşmıştık, ama sonunda gördüğümüz şey, hayal ettiğimizin tam tersi bir şeydi.
O Söz: “Bunu Düzeltmeliyiz”
Bir süre sessizlik oldu. Annem hiçbir şey demedi. Zaten en çok da o sessizlik beni korkutuyordu. “Bunu düzeltmeliyiz,” dedi sonunda. Ama neyi? Neyin yanlış olduğunu tam olarak kimse açıklayamıyordu. Anlamıştım: Gerçekten neyi yanlış yaptığımızı anlatmak, belki de bir başka zamanın işiydi. O an sadece yapmamız gereken şey, hatalarımızı kabullenmekti.
Çünkü bazen hayatta, başkalarının doğru bildiklerini yaparken, onlara katıldığımızda bile, içimizde bir eksiklik hissederiz. Benim de hissettiğim tam buydu. O an, annemle birbirimize bakarken, hiç konuşmadan anlayabildik: Plastiğe astar atılmaz. Ama bu, sadece duvarları boyamayı değil, hayatı boyamayı da anlatıyordu. Hayatımıza astar atılabilir mi? Yani, bütün duvarlar gibi hayatımız da plastik gibi mi kalacak? Hayal kırıklığı, bazen bu sorulara yol açar.
O Anın Ardından: Duyguların Peşinden Gitmek
O anı geçtikten sonra, kendime şöyle söyledim: “Bebeğim, hayal kırıklığı bir şeyleri değiştirebilir, ama onu kabul etmelisin.” Sonra o kadar uzun süre düşündüm ki, neredeyse zamanın nasıl geçtiğini unuttum. “Plastiğe astar atılır mı?” sorusunun ardında sadece bir boya sorunu değil, hayatın ne kadar belirsiz olduğuna dair bir şeyler vardı. Her şeyin bir çözümü yoktu. Plastiğe astar atmak, bazen insanın içindeki duvarlara da bir astar atma çabası gibiydi. Hayat, ne kadar değiştirilmeye çalışsa da, bazı şeyler kayboluyor. Bu kaybolan şeylerin farkına varmak, bazen ruhu derinden sarsar.
Umudu Geri Bulmak: Bir Şeyin Düzeltilebileceği An
Bir gün, annem “Bunu da düzeltebiliriz” dedi. İşte o an, içimdeki kırgınlık biraz olsun azalmıştı. Bir şeyleri düzeltmenin yolu, belki de hatayı kabullenmekten geçiyordu. Plastiğe astar atılabilir mi? Evet, belki de doğru yapılması gereken şey, kabullenip doğru adımları atmak, doğru zamanlamayı bulmaktı. O an, annemle birlikte eski duvarı bir kez daha boyamaya başladık. Bu sefer, her şey doğru şekilde ilerliyordu. Plastiğe astar atmak, belki de hayatta neyin yapılacağına karar vermek gibi bir şeydi.
Hayatta da bazen her şey doğru gibi görünür. Yani, bir yol seçersiniz ve o yolda ilerlersiniz. Ancak, bazen karşınıza çıkan duvarlar sizi şaşırtır. O zaman, hayal kırıklığına uğramamak için, sadece “düzeltilebilir” diye düşünmek gerekir. Belki de plastiğe astar atılır, ancak bunu doğru yapmazsanız, ne kadar uğraşırsanız uğraşın, sonuç sizi tatmin etmeyecektir.
Sonra Ne Oldu? Umut ve Yeniden Başlamak
İşte, o günün ardından, plastik üzerine boyalar biraz daha tutmaya başladı. Ama aslında, o an bana başka bir şey söyledi: Hayat, bazen kötü bir boyama olabilir. Bazen yapılan seçimler, doğru adımlar olmayabilir. Ancak, bu seçimleri düzeltmek, bir adım geri atıp doğru stratejiyi bulmak da mümkündür. Plastiğe astar atılabilir mi? Bunu hiç unutmadım, ama artık daha iyi biliyorum: Her şeyin doğru yapılabilmesi için, bazen hata yapmayı kabul etmek gerekir. Hayat, bu hatalardan ders almakla daha güzel ve anlamlı olur. Tıpkı duvarı boyarken olduğu gibi, bazen yanlışlıkla yanlış bir adım atarız, ama yeniden başlayabiliriz. Asıl önemli olan, yeniden başlamaktan korkmamaktır.